Ardından…

Erken ölümlerde yığılır insan,
hep gece kokar soluduğunuz tüm çiçekler,
içiniz titrer sizin örnek verdiğiniz bir can’sa yitirdiğiniz
ve zaman erken kapatır umuda açılan pencereleri
yaralarınızla, bırakılıp gidilmişliğiniz bir çizgi daha ekler kaşlarınızın arasına..

Ne sevdalar önemlidir
ne de duruşunuz soysuzluklara inat,
sorgulanan aç gecelerin umududur
sorgulanan aydınlık yüreklerdir
sorgulanan öfkesizliğe inat, aşkla dokunuşundur yaşama.

Uğurlar olsun, yüreği güzel kendi güzel Onur Yaser CAN,
bu son yakışmadı sana.

Aydınlıklar seninle olsun..

K. Murat ÇEVİK
27.06.2010, Bodrum

===================================

Madam, Mister,

I just want to to send you my supporting thoughts to you all, relatives and loves of Yaser. I’m very affected by what I just learnt, as I always considered this friend as more than that. We shared a lot of moments together, and I am very sad to realize that there won’t be any more. I’m keeping a marvellous image of your son. May the force be with you to go over this hardship.

Meilleurs sentiments,

Clément Beuselinck-Doussin (the French guy who was in the car while we had the crash in december 2008)

===================================

Hatice Abla, Merhaba. Libya’dayim. Uzucu haberi aldim. Onur’un, THBT calismasina geldigi gunu hatirladim… Ve o can simdi uzaklarda. Ne desem bos biliyorum, Icim aciyor, gozlerim dolu dolu… Onur, yuregimizde hala duruyor, bunu bilmenizi isterim.  Sabir ve gercegi kabullenmekten baska yapacak birseyimiz yok…

Erdal Ozdemir

===================================

OYC icin;
Onur’la birlikte gecen iki yilimiz oldu, cocuktuk, ilkokul arkadasimdi. Hayatimda gordugum -ve gorebilecegimi dusundugum- en parlak insanlardan biriydi o. Parlak derken, her anlamda… gozundeki isilti parlak, zekasi parlak… hala cok net hatirlayabiliyorum bazi seyleri. Aklima sigmiyor boyle bir kayip, bu kadar erken… Nasil burada degil artik, bu kaybin anlami, idraki nasildir bilmiyorum. Onur’la birlikte gecen iki yilimiz oldu, cocuktuk, ilkokul askimdi.
Kaybin her turlusu aci verir; bu kaybi yasayan, aciyi paylasan herkesin, hepimizin basi sagolsun.
Sevgili Onur, huzurla uyu.
Ece OZCAN
===================================
Mavişim; 7,5 aylıktın seni tanıdığımda,
benim de böyle bir oğlum olurmu diye düşünmüştüm anneni kıskanarak.
……..
Ardımızda bıraktıklarımızdan ibaretsek kuzucum, canım oğlum, mis kokulum, muzip bakışlım gördüm sen gittikten sonra olanları;
sen sevgiymişsin,
sen yetenekmişsin,
sen dostmuşsun,
insanın sahicisi /hası/yalansız-dolansızı / onurlusu / şereflisiymişsin,
yüreğimizdeki talan edilmiş umutmuşsun,
yaşama olan inancımız ,yüreğimizin yangınıymışsın.
Mimarım inşallah bir gün kavuşuruz.

nilüf.

===================================

Neden be çocuğum neden? Ne mutsuz etti seni bu kadar? O gülen gözlerini kapatmak istemene inanamıyorum. Rahat uyu. Seni hep çok seveceğim… En güzel ve en özel öğrencilerimden biriydin…
Tuğyan Aytaç-Dural

===================================

Yaseri sadece 2 ya da 3 kez gordum. en son evine davet etti diye kalbim carpa carpa gittim yanina. beni cok tanimamasina ragmen bana dostum diye hitap etmesi sicacik sarilmasi icimi isitti. masmavi gozlerine bakamadim heyecandan. Pek yanima yaklasmadi ama ben yaklasmasi icin yanip tutustum. Asik olurum korkusu cekingenligimle birlesti. O kendine sonsuz guveni beni uzaklastirdi ondan duygularini zaptetmeye calisan bir kadin olarak. Halen aklim almiyor. O benim icin hala yasiyor.
Kivilcim

===================================

Yaser’i hiç tanımadım…

ama ne farkeder…

ne zaman bir bebek… bir çocuk… bir genç ayrılsa dünyadan…

çok… ama çok acı duyuyorum…

sırasız gidişler çok üzüyor beni…

yıllar önce yazdığım, tüm erken veda edenlere adadığım şiir, sevenlerine bir nebze teselli olabilse keşke Yaser’in…

TESELLİ

Yaşamdan haksızca

çekilip gitmeler var ya!

alınıp götürülmeler

zamansız

kalanları doldurulmaz boşluklara itmeler

tanıklık etmeler var ya

devamlı

bütün bunlara karşı

bende yükselen

kasırgadan beş beter öfkeler

bir yanıtı olmalıydı mutlaka

inandırıcı bir açıklaması

yoksa bu gidişlerin ardından

kendimi ikna edemezsem eğer

onun yerine yiyip bitirecektim

bir daha da

iflah olmazdım artık

Ve sonra… bir andı belki

bilmiyorum

ya da bin yılın ardındandı

devasa dalgalar duruldu birden

ılık bir kumsalda oturuyordum

inene dek dudağıma

o tek gözyaşı

bir genç uğurlandı

bir çocuk doğdu

sessizce ağlarken gülümsüyordum

biliyordum ikisi de aynı insandı

birkaç yıl sonra bir parkta

rastlayacaktım

kaydıraktan kaymadan hemen önce

dönüp bana el sallayacaktı

beni tanıyor olacaktı çünkü

iyiydi ve çok mutluydu

anlayacaktım

Tamay Dönmezer

===================================

Daha önce çok yol gittin bir sürü yer gezdin. Çoğunda ben yoktum yanında.Ama bilirdim döneceğini dönme derdim sana,arada sesini duyarım çok özlesemde umudum olurdun gelirdim peşinden gelirdik peşinden.Sen hep dönerdin ama. Özlerdin. özlerdik. Sıra bende, yol alması gereken, sen biraz dinlen biraz özle ne olur. ki geldığimde bütün acıları bastıralım. Özlemimiz herşeyi yaksın yıksın, seninle sıkı sıkı sarılalım. Mutluyuz diyelim, yaşadık bitti diyelim. değiştiremedik dünyayı, bırakın dünyayı kendimizi değiştiremedik, biz hala cocuğuz bır bakışa kırılırız diyelim,içten kahkaha atarız güldük mü güneş açar, büyümedik ayak diredik istemedik .Büyümedik büyümeyeceğiz.

Sen gittin ben hiç dur demedim,ya da bekle. Her gidişinde sarılarak ayrıldık, görüşürüzle . Peki ya şimdi? Ortaklık bozulmadı, gene sarılıyorum ben sana
gene görüşeceğiz.

Çıplak ayak dans edip denize gireceğiz, sevdik ulan diye çığlık atıp muziğe bırakacağız kendimizi. Herşey eksik olsa da.. sen bir bakış atacaksın bana tamam diyeceğim gözlerimle sana haklısın. Bırakalım eksiklikler de onların olsun biz bize yeteriz. Yeterdik.
Yılmaz Erdoğan dan sevdiğim 2 mısraya ek yaparak bitireyim

Ben seninle birgün sadece gitmek zorunda kalanların gittıği bir yol üstü lokantasında
Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Ben seni olduğun gibi sevdim tüm insanlığınla tüm aşkların tüm dertlerin tüm varlığınla

İki gözüm görüşürüz 25 haziran da..

evr

===================================

düşündüğümde gözümün önüne iki mavi göz ve bir sürü sakal arasından kocaman gülümseyen bir surat getiren, daha ilk muhabbetimizde iş aradığımı öğrenip “senin için patrona sorarım” diyebilen, sevgilimin ev arkadaşı, kendimi de o evden saydığımdan benim ev arkadaşım… altı ay içinde bulup kaybettiğim arkadaşım…
ne söyleyeceğimi bilmiyorum bu durum karşısında… ne yapacağımı… ne düşüneceğimi… tek bildiğim onu ne kadar çok sevdiğimiz… keşke farkedebilseydik… keşke tutabilseydik… keşke bütün sıkıntılar kötü bir anı olarak atlatılsaydı… keşke Yaser şimdi yanımızda yine kocaman gülümsüyor olsaydı…
TEK BİLDİĞİM SENİ NE KADAR ÇOK SEVDİĞİMİZ…

seray

===================================

o kocaman

o cesur

o gülen

o sevmeyi en yiğitçe öğrenen

o aşk dolu, adamlık dolu

sevecen yürek

umutlarını ertelemiş yorgun yüreğime nasıl sığacaksın;

şimdi bıraktığın yerde ,
başka bir boyut  aldı bizi içine,
öfke ve hüzün

sevgi ve isyan

ve suskun bir zamanla yan yanayız ,


sensizliği yaşama cesaretimiz tükenmiş ,
…ve ufkumuz yorgun bir gözyaşına sokulmuş gibi
dövüyor sabahlarımızı,

bıraktığın yerde aklanmayı bekleyeceğiz
bıraktığın yerde tamamlayamadığın cümleleri avuçlarımıza alıp

soluyan tüm tümcelerini yazdığın ufuk olup,
şiir olup

türkü olup

bir damla gözyaşı olup

dokunacağım sana,

bilki saatlerimizin yelkovanı yok artık

zaman eksenini yitirdi,

çocukluğunda keşfetmekten yorulmadığın o gökyüzü

o yıldızlar aldı seni benden

ve belki en uzak ve aydınlık ,en gülümseyen yıldız oldun

ellerimizi sakladı sabahlar

öfkelerimizle aşklarımızı birde

ve bizim payımıza düştü

korkarak dokunacağımız yitirilmiş sabahlar…

K.Murat ÇEVİK

Bodrum,5 Temmuz,2010

===================================

Onurla paylaştığım bir küçük anımı aktaracağım.

3,5-4  yaşlarındaydı . Hatice ve Mevlüt Onur’u akşam bana bırakıp bir yemeğe gitmişlerdi. Bende Onur’a satranç öğretmeye karar verdim. Tüm taşları anlatmaya ve öğretmeye başladım. Gayet iyi gidiyorduk. Sıra Fil’e geldiğinde ,filin çapraz gideceğini söyler söylemez, kendini sandalyeden aşağı atarak , tek dizinin üzerinde durup kolunu hortum gibi sallayarak ;’ olmaaaz Murat Fil böyle gider’ diyerek , olaya noktayı koymuştu. Onur’a  bir sene sonra satrancı öğretmiştim. Yaşamı boyunca mantıklı ve sorgulayıcı olabilmiş , güvenilir olabilmiş, sevgisini yüreğinden taşırıp avuçlarımıza bırakmış,sevgiyi çok güzel yaşatan adam gibi adamdı.

O günden başlayarak yaşamımda çok önemli bir yer tutmaya başladı. Anımsadığım İlkokula başladığında , ilk karnesini aldığında yanında olmuştum.

Sevgisi kocamandı, sevmeyi bana öğreten çocukların başındaydı. Bana verdiği bu dokunuşu unutmayacağım. Ne varki  bu  çaresiz  veda kabullenilebilir  olamıyor.

Sevgiyle , özlemle ve gülümsetmelerinle anacağım seni. Aydınlıklar seninle olsun…

Murat ÇEVİK

Bodrum,7 Temmuz 2010

===================================

Our moments with Yaser.
Unforgettable.
We are so sorry to hear about the death of our friend Yaser.
We had such a great time together in Italy.
He will remain forever in our hearts.
We love you.
Janine and Olli
===================================
Yerdeki yıldız göğe çıktı ulaşılamaz oldu.Güneş soğudu,ısıtmak yerine acı verir oldu,sensiz bir günün daha geçtiğini belirten. Koskoca bir yaz kış oldu, yağmur yağıyor hergün gözyaşlarımızın yerine.
Şu güzelim dünya sensiz kaldı. Eskisi kadar güzel değil artık. İyi bir yaşam amaçtı, şimdi fark etmez oldu. Dostluk kardeşlik yalan,özlem sonsuz oldu.. Gözler puslu ,sözler dalgın,bu yük çok ağır oldu…
evr
===================================
Bir rüzgar ararım

tutunacak bir dal

yarım kalmış solukların saklanacağı bir ufuk  yada,

yüreğim öfkesine hakim değil

yüreğim suskun bir yumruk olmuş

utancını taşıyamayan

yoksun yarınlara kalamayan,

bir rüzgar ararım

dağların güneşe eğildiği bir anda

boynum bükülür

dokunamam sen bakan yıldızlara

gözgöze gelemem

ve yenilirim dokunuşlarını bıraktığın önceye…

K.Murat ÇEVİK

Bodrum,15.07.2010

===================================

‎…
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda
anladım.

Herkesin …mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat,hakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini avucuma koyduğunda anladım..

”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..

Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş
sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl
ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş
pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş…

===================================
ÖZLETİYOR SENİ BU YAĞMURLAR

Burada yağmur yağıyor

Aralıksız yağıyor günlerdir

Ama sen yine de şemsiyeni

Almadan gel ilk otobüsle

Buğulanan camlara usulca

Yüzünü çiziyorum ki yüzün

Bir yağmur damlası olup

Düşüyor yapraklarına gülün

Güller de bozamıyor bu uzun

Karanlık sessizliğini kentin

Anılarını yitiriyor sokaklar

Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

Tarih de kekemeleşiyor bazen

Ki o zaman aşktır tek bilici

Aşksa yürümek gibi bir şey

Duyabilmek kuşların gelişini

Anısı bizsek eğer bu kentin

Unuttuğu türküler bizsek

Acıyı rehin bırakıp bir güle

Anımsatmalıyız bunları bir bir

Sonra yürümeliyiz seninle

Sokaklara caddelere çıkmalıyız

Belki bir aşktır bu kentin

Belleğini geri getirecek olan

Burada yağmur yağıyor ama sen

Şemsiyeni almadan gel yine de

Özletiyor bu çılgın sağanak seni

Sırılsıklam özletiyor biliyor musun

Ahmet Telli
============================
Sevgili CAN Ailesine,Genç yaşta vefat eden Onur Kardeşimize tanrıdan rahmet, sizlere büyük sabırlar ve metanetler dilerim. Ölüm haberini Murat ÇEVİK’den duydum çok sarsıldım, üzüntülerinizi paylaşır tekrar metanetler dilerim.. Sevgiyle kalın.İ.Nejat ÇERÇİ
Yurtkur Eski BİM Müdürü
============================
I met Yaser three years ago now when i was in Turkey for erasmus.
When i have learned the horrible news I was in France.
It reminded my time in back in Ankara, and all the moments i spendt with him and our friends. Yaser was such a happy man, always smiling. All this srory, it is just incredible.
I will always remember the music we used to play, he was such a good musician.
My thoughts are going to his family and friends.
I will not forget you.
Rest in peace my friend.
Jean-Renaud
============================
sana artık neselı sarkılar soylemek ıstıyorum . dilim varmıyor. elinden tutup dans etmek istıyorum. ellerım yanıyor. bır kere ya bır kere daha sıkı sıkı sarılmak ıstıyorum . bır kahkaha bır soz .. bırsey,bır umut ..hıcbırsey yok. bu kadar yokluk hep zor gelıyor hep dur dıyorum daha baslamadı. dururum yanıbasında affetmenı bekleyerek. kederım bana kalsın varsın maskelerımızı takalım gene. ben senı bılıyorum. koca bebegim benım essız dostum.
evr
============================

daha demin suramda duruyordun
nerdesın sımdı
zor gelıyor be aslanım
oyle boyle degıl
cok zor gelıyor
ama
mevlut amcamın fotografına bakıyorum
ben bır daha onu oyle gormek ıstıyorum
hatıce teyzemın gulumsemesı
bılıyorum sende ıstıyorsun
ben en cok sen ıstedıgın ıcın ıstıyorum aslında
bırakamam ben senı onları
bızı
geceler zor napalım
gunduzu bekleyecegız

yokluguna yol yol olsam uzasam
unutmam senı

evr

============================

bu sene bitti malesef gecen sene de yorgundun biraz keske bir el olaydım sana .simdi mi ?simdi kabuslar sabit hayaller öldü,simdi bitmiyor senınle kousmak sana sarılmak varken sımdı  seni nasıl anlatacagımı dusunuyorum senı halbuki sen anlatmalıydın be gozum neyın dogru neyın yanlıs oldugunu keskelerımdensın her zaman umarsızca bıraktıgım yasamayı

sen burada yoksun ya olesıye kızgınım sana ve bize…

evr

=======================================

insan neden agladıgı zaman aglamamak icin kendini zorlar ki, neden histerik hıckırıklar susturulmaya calisilir. neden tutuyorum kendimi. peki ya geride kalmak neden zor gelir bu kadar?ya da küfürler neden bu kadar icten cıkar aslında bu kadar kızmadıgını bıldıgın halde, neden bakamazsın ınsanların suratına en az onlar kadar sucluluk hıssederken ?
sormakla bitmiyor tabiki su boktan su nefret ettıgım ozlemıme sebep arıyorum durmadan bu ozlemı hıc sevmedım Yaser’im
hayır uzakta degilsin biliyorum suramda kafayı cevirsem orda olacaksın kulaklarım acılsa duyacagım senı “guneye gidelim diyeceksin ben denizi cok severim.” Deniz de bende seni cok ozledik iki gozum.

evr

====================================================================

Merhaba ……..,
Onur’unuzu bir internet haber sitesinde gördüm…
Fotograflarina baktigimda; sanki kendisiyle  sicak bir yaz gecesi bir arkadas ortaminda cümbür cemaat sise bira icip ipe sapa gelmez abuklular yaparmisiz gibime geldi…
yok olmadi memleketin gidisati hakkinda saglam analizler de yaparmisiz gibime geldi….. ve nice seyler gibi gibime geldi durdu…

Hic geregi yokken memlekette bolca bulunan  bazi üniformali veya formasiz yaratiklar olmasaydi ben hic geregi yokken Onur’unuzun adini sanini duymayacaktim…

Onur’unuzun bu sabah  hic geregi yokken fotografiyla ilgilendim…. “http://www.demirhan.name/onuryasercan/onuryasercan.html
beni hic tanimadigim güzel insanlarin  hikayelerini okuyup, fotograflarini görmem… O insanlarin ailelerinin zenginliklernden i “Yaser” mahrum kaldiklarini düsündükce  tarifi imkansiz acilara gark oluyorum ve  hic geregi yok iken oluyorum…..

Dijital resim sanatcisi
Demirhan Ocak
Böblingen/Almanya

=================================================

gökyüzü açik mavi şu günlerde,kuru sıcak bir yaz geçiyor. depremler oluyor, seller, savaşlar, histerik ağlamalar. çocuklarla da aram bozuldu yaşlandım galiba onları anlamak için. yada çocuktuk eskiden ya hani daha rahattı gozlerine bakmak dilinden anlamak. uzatmayayım gözum bizi bıraktığın yerde duruyorum, kıpırdamamaya çalışıyorum olduğum yerden. gözlerine bakamıyorum, kucaklayamıyorum seni ama biliyorum şuradasın şuramda bak işte hemen şurda.
sen neler yapıyorsun az anlat hele. geçen gördüm seni , kuzeye doğru uçuyordunuz bir martı kardeşle,deniz masmaviydi altınızda.gene yüzmeye gidiyor bu dedim .seslendim duymadın.bir türkü çığırdım.yok olmadı. uzatmadım bende. görücem nasıl olsa gene diye. az anlat hele . denizi anlat , gökyüzünü anlat , martıları anlat . anlat ki şiir olsun dilinde yaşamak dediğimiz bu boktan şey.

öperim yanacıklarından gözüm.

evr

==============================

hasta siempre.

evr

==============================

Merhaba,
 

Ne zamandir “taslaklar”da bekletiyorum bu maili. Yaz-boz oldu hep, sildim sildim, yazdım…

Hem sanki bir şey yazarsam bir acıyı hatırlatırım korkumdan, hem de kendi üzüntümden de bencilce kaçtığım için.
 
Yaser benim, AFS den dönem arkadaşım. Üniversitede ise “sağda solda karşılaşarak” iletişebildiğim, 
her gördüğümde çok sevindiğim ve sohbet ettiğim, iyi hissettiğim, kısacası bende enteresan ve neşe dolu anıları olan birisi…
 
Mimarlık amfisindeki tiyatro oyununda karşılaştığımız ilk gün (sene 2002 olsa gerek) oyunun ikinci yarısında bahçede oturup sohbet etmiştik,
“ya ne konuştuk be abi, dağılalım eve gidemeyeceğiz” dediğimde ayağa kalkıp, elinde nerden bulduğu hakkında hiç bir fikrim olmayan sopayı iki defa yere vurup; “işte, bu yolda gidebilirsiniz evladım” demişti… anlamaz suratıma bakıp “çünkü ben musa yım” dedi peşi sıra… çok gülmüştüm.
 
Sanırım bu anlattığım güne tekabül eder, ne vakit denk gelsek artık Ankara’da, kıkır kıkır gülüyorduk,
çok da dalga geçmiştir benimle “halini hatrını sorucam, yine durmadan gülüyorsun” diye, ben de severim gülmeyi, eğlenceli, iyi insan zordur bu hayatta,
öyle arkadaş da zordur, hani iyi gülünen beraber. Ben Yaser için hep bunları düşündüm içimden, huzurlu, neşe dolu bir arkadaştı benim için hep.
 
Son bir karşılaştığımızda, konserlerine çağırmıştı, ağır griptim, gidemedim, şimdi pişmanım biraz, görmek isterdim davul çalışını ki o işi de severek ve çok iyi yaptığına eminim.
 
İstanbul da olduğunu hiç bilmiyordum, çook uzun yıllar oldu ki, belki yolda görsek tanımayız birbirmizi derdim,
Ama fotoğrafını görünce ben, aklım gitti, uzun süre anlamadım aslında… hep okudum, hep baştan okudum, hep yine anlamadım olan biteni…
 
Size – bu mailin Yaser’in ailesine ulaştığını düşünüyorum– harika bir evlat yetiştirmiş olduğunuzu haddim olmayarak ben de söylemeden edemedim, belki binlerce defa duydunuz ama olsun, iyi insanlar bu dünyanın dengelerinde yok oluyorlar bazen; düzgün ve bilinçli olmak bizler için Pandora nın kutusunun yanına kaldırıldı, unutturulmak isteniyor, umarız “umut” orda bir yerlerdedir ve yüzünü göreceğizdir… Yaser benim tanıdığım ender egosuz, mutlu ve yetenekli insandan birisiydi… 
 
Benim de bir oğlum var simdi. 
Bu dünyaya, ve bu dünyanın getirdiği, bu dünyada var olmanını bedellerinin getirdiği düzene uyum sağlayabilecek mi bilmiyorum, korkuyorum muyum, yok korkmuyorum inanın… İyiliğin ve güzelliğin hayatta her şeyin önüne geçebileceği gücüne inanıyorum ben hala kendi kendime…
 
Diyeceklerim bu kadar, uzun zamandir her elime aldigimda yarım bıraktığım bu maili bir anda doldurup göndermek istedim artık,
 
Yapabileceğim her hangi bir şey olursa da burada olduğumu bilmenizi isterim her zaman.
 
Sevgiyle,
 
 
Bengü Üçüncü
 

==============================

Titrek Düğüm
Kulağımda hep o müzik,
Ankara’nın karanlığında bir gün…
Her şey olduğu gibi
Kızılay’da hep o heykel,
Dostlarım her zamanki yerinde
Gece ve soğuk…
Yürüdüm.
 
İki cellât uzandı kollarıma.
Ankara’daki zifirler
Hülyalı genç tenimde
 
Kulağımda hep o müzik
Zaman ilerledikçe çıkarıldı fazlalıklarımı
Duvar mı soğuk yoksa
Ruhumu mu kaybettim şimdi
 
Bir kaç yabancı el değiyor tenime
Fakat hissetmiyorum
 
Kulağımda hep o müzik
Sevgilim
Ankara hep böyle soğuk mu?
Sabah kahvaltı yapacaktım hani
Akşamına yine arkadaşlarla buluşup
Yine o melodiyi fısıldayacaktık.
 
Fakat bu yabancı eller ne istiyor tenimden?
Bu kan benim kanım mı?
Oysa kalbim atmıyor şimdi.
 
Kulaklarımda şimdi katilim müzik
Bir bebek ağlıyor
hâlbuki ne uygun bir serenat
 
Anladım, Ankara hep soğuk.
 
Aynı caddeler
Hepsi yerli yerinde
Şimdi ay da yok
 
Pencerem,
İnsanlar hala aynı
Ben hep çıplak mı kalacağım
Üşüyorum.
 
Elbiselerim nerde sevgilim
Bu düzenlilik içinde nasıl kaybederim
Bana ait olanı?
 
Daha yirmi sekiz yaşındayım
Oysa,
Daha çocuğum bile olmadı.
 
Kulağımda hep o müzik
Haziranın kışı
Bebeklerim ağlıyor sevgilim
Kaldırımlar, her zamanki yerinde
Uçsam şimdi , desem ki;
 
Giydirin beni
Isıtın şimdi içimdeki bu terkedilişliği
Kaldırımlar, kucak açın bana
Giydirin insanlığa dair kaybolan tüm biçemleri
 
Sıcak, her zaman sıcak…

zeyneb aydın

Reklamlar

73 Yorum

  1. güzin tanyeri said,

    03/07/2010 12:00

    unutmak diye bir şey yok.

  2. aylin said,

    03/07/2010 14:53

    Dünyada daha yaşayacak günler, sevecek insanlar ve dinleyecek hikayler vardı. hem benim daha sana anlatacak hikayelerim vardı.
    Basak

  3. burak yirik said,

    03/07/2010 19:42

    sevimli bir çocuk kalbiydi o. sevmiştik.

  4. ezginin cereni said,

    06/07/2010 10:08

    ilk gördüğüm günden beri aşıktım ben de ona, inanılmaz yeteneğinin huzmeleri arasından beni farkedip ufak tefek jestler yapmasıyla mest olurdum, kardeşinin küçük en iyi arkadaşına “senin sevgilin yok mu” demişti hele bir keresinde, sondan bir önceki kere görüşümde onu, son keresindeyse “güzel kız”, alıp döşemiştim ulaşılmazlarımın yoluna, ONU ÇOK SEVİYORUM,BİRİCİK EZGİMİN ABİSİ…

  5. hilal said,

    07/07/2010 08:17

    cok da yakından tanımaya gerek yoktu onun iyiligini anlamak icin…
    mekanın cennet olsun…

  6. ELİF BEYAZ said,

    09/07/2010 15:36

    sana veda etmek için yazmıyorum…seni hep yaşayacağına inandığım için yazıyorum…ankaraya kefenini görmeye bile gelemedim ben burda samandağda seni yaşıyor bilmek için kaldım çünkü toprak sana yakışmaz yakışmayacak…sen bizim ailenin dinamiğiydin sen mevlüt canın biricik oğlu öz güven sahibi ve bi okadar yakışıklısısın….en son seni kıvır kıvır saçlar arasında boncuk boncuk bakan gözlerle ankaraya veda ettimm sen büyük bir aşkın ilk meyvesiydin ve aşk senin boncuk gözlerinle hala yaşayacak devam edecek güç yıkılmayacakk can ailesi gücünüsenden almaya devam edecekk….seni çok seviyoruz!!!!!!!!!!!!

  7. Günçe Çetin said,

    09/07/2010 17:18

    bilmiyorum…anlamıyorum…kafamı toplarlayamıyorum…

  8. özlem evrim said,

    09/07/2010 23:08

    adını aşkla anmak zorundayım… sana değen her ten gibi… adını kızgınlıkla anıyorum… şimdi sadece yaşattığını geride kalanlara yaşatmama çabasındayım… kızgınım.. azal istiyorum içimde, azalıp bitmeni istiyorum… bedenin gibi gitmeni istiyorum sadece… olmuyor yoksa

  9. irem said,

    10/07/2010 02:07

    kandırıldım diye düşünüyorum şimdi.
    ölmek ne demek diye düşündüm ne demek ki ölmek,
    ben kimim, niye hayatım değişti bu kadar. ceren ne kadar güzel insanlar var hayatımızda. ondan bu derbederlik.

    hayatımda gördüğüm en harika ailenin bireyisin yaser,canısın. iyi ki sensin , iyi ki onlar.

  10. ezgoş said,

    10/07/2010 17:32

    özgürlük serin
    maviler donuk şimdi.
    heryerde yağmur var her yer sırılsıklam toprak.
    canımın yarısı,ilk aşkım hangi köye uçtun sen?
    kediler bile ağlıyor ardından,bütün dünyanın sözleri bitik.
    beni benden aldılar,
    yarım kaldı bişiler
    eksik.
    katsam diyorum bıraktığın kokuları aşkları uçurtmamın ucuna
    bıraksam göğe ta diplere…
    ne yapsam
    seni bir daha öpeceğim güne,
    o başka köylere selam
    kardeşin

  11. elif said,

    14/07/2010 22:30

    canım yaser, bugün tam üç hafta oldu, bunun bir anlamı olmalı. artık ağlamaya başladım, bana iyi geliyor. burada her şey bıraktığından da boktan. insan çok büyük bir parçasını kaybedince kolay kolay iyi olamıyor. üstelik, biliyorsun, acı her gün daha da kötüleşiyor. gece uyumak mı daha fena, sabah uyanmak mı bilemiyorum. kafamın içindekiler hiç rahat vermiyor, bu kadar çok düşünmekten her şeyi birbirine karıştırmaya başladım. elimde kalan tek şey anılar, onlar da uçup gidiyor. bazı şeyleri kesinlikle hatırlayamıyorum artık. son konuşmamızı ama tekrar tekrar aklıma kazıdım. bana kızdıysan haklısın. hepsi için binlerce özür. hatırladıkça beni mahveden daha çok şey var. herkesi nasıl çaresiz bıraktın, senin yaşadıklarının yanında ama nedir ki. olanlara inanamıyorum. gene herkesi büyüledin. hepimiz çok özledik seni burada.

  12. özlem evrim said,

    15/07/2010 20:03

    Herkes kendi ellerinden kayıp gittiğini düşünüyor, ben de öyle… Ne fark eder? Hiç birimiz tutamadık ne de olsa, kimimiz denemedi bile… İşte böyle pişmanlıklar-özürler oldun, oturdun içimize… Ne çare… Ne çare…

    Şimdi kaç yürek aynı anda ‘ne ala ki ölüm benim için de var’ diyor benimle beraber? Tüm hırslarımdan arındım. Kaç kişiye ağlamayı unutmuşken öğrettin yeniden? Sitemsiz andığım tek bir an yok adını, özlem içimde sızı… Yaşasaydık hep beraber gülüp geçeceğimiz ve hatta aklımıza gelmeyecek ne çok ayrıntıyı sorgulattın bana-bize, kaldırabileceğimden fazlasıydı bu gidişin… Susmuyorum, susarsam… Ne çok diliyorum hissi olsun gittiğin yerin. Tekrar kavuşabilme ihtimali… Ne çok…

    Sitemsiz tek bir anım geçmiyor hala… Düşündüğüm her güzel şeyde vardı bir parçan oysa… Öyle yaşlanıp dede olsan, gülümsesen kocaman… Ölüm kime yakışır bilmiyorum da yaşamanın bu denli yakıştığı adam… E be adam, e be adam..!

    Yaserim, canımın içi… Hayata devam etmek için tutamaktın sen, en güçlülerinden… Ne çok eksilttin beni… Şimdi geride kalanları cesaretim yok sevmeye…

  13. ceren can said,

    16/07/2010 22:51

    nasıl olcak güzelim mavi gözlerini görmeden,kocaman gülüşünü duymadan yaserim.huzurunu,mutluluğunu bi kere sarılınca katardın içime sen benim.kaç kere ağladım ben sana,kaç kere konuştun benimle üzüntülerimi,ne akıllar verdin bana koca yürek,ne müzikler dinlettin,ne gezdirdin,ne güldürdün abim yaser,kuzenim yaser,canımın içi yaser.ne üzülüyorum canım onur abi bi bilsen.seni çok seviyorum,çok seviyorum,çok seviyorum.

  14. süleyman emre can said,

    19/07/2010 23:29

    ah yaser ah maviş kuzenim benim
    sen örettin bana herşeyi
    yüzmeyi, gülmeyi, kız arkadaşıma nasıl davranmam gerektiğini, üzmemem gerektiğini çok şey öretecektin bana yaa:'(!!! daha senle arapça örenecektik ben istanbulda ünv. okuyacaktım yanına gelecektim sen evinde kalacaktım bahçede çalışacaktık şimdi ben napacam nasıl yapacam bütün bunları sensiz??
    biliyomusun bütün arkadaşlarıma anlatıyordum seni şimdi ben kimi anlatacam onlara ??? özliyecez be yaser seni napacam bilmiyorum ama anılarınla hayata tutunup sen gibi bi adam olmaya çalışacam!! nerdeysen mutluluklar senine olsun!

    kuzenin SÜLEYMAN EMRE CAN

  15. Aydın Can said,

    23/07/2010 23:10

    Tam bir ay oldu ama dün gibi, sabahın köründe telefonda adın ile ölüm kelimesinin bir cümle içinde geçmesi. Senin gibi daha yaşayacak, yapacak onca şeyi olan birinin hayata gözlerini yumması ve bunu kabullenmek çok ama çok zor ve şu an bile mümkün değil. Çok görüşemedik belki, sadece yılda bir kezdi belki, sülale toplandığındaydı belki, toplasan bir iki saat sohbet edebiliyorduk belki ama seni herkes çok iyi tanıyordu ve biliyordu, yukarda defalarca okuduğum satırlar gibi düzinelerce sıfata layık dünyaya gelen ve yaşayan çok nadide bir karaktere sahiptin. Herkesin dediği gibi masmavi gözlerin deniz gibi derin ve özgür, gökyüzü gibi sonsuz ve hür; bakışların, cesaretin kendine güvenin ve en önemlisi yaşama sevincin kendini anlatmaya yetiyordu. Zar zor yetiştim seni son kez bile olsa görmeye Ankara’ya. Herkes ordaydı, herkes ama herkes, meger ne çok insana sevdirmişsin kendini annenin dediği gibi, babaannen her senin için taziyeye gelen arkadaşını gördükçe daha bir derinden yanık yanık adını haykırıyordu. Hele mezarına koydugumuz gün seni, tüm Ankara sırf sen gidiyorsun diye agladı, yagmur eşlik etti sana son yolculuguna. Ertesi gün seni yaşatmak için ilk işi arkadaşların yapmış, agacını yani seni görmeye gittik, orda gördüğüm tek şey bir orman dolusu Onur oldu, hepsi sendi herkes sen o gün. Babanın dediği gibi seni yaşatmak için elimizden ne geliyorsa yapacagımızdan emin ol, sen unutulmayacak kadar iyi bir insan, yaşatılacak kadar güzel bir karaktere sahiptin. Huzur içinde yat, mekanın cennet olsun, kuzenim değil kardeşim benim!

  16. nazlı ceylan özbay said,

    29/07/2010 22:22

    Ezgiyle oyun oynamaya çıktığımda görürdüm onur abiyi..biz büyüyüp oyunlarımız sona erince yolda, kapıda karşılaşır olduk görünce şöyle bir tebessüm ederdi bende ilk iş ablama anlatırdım onur abi bana gülümsedi diye mutluluk verirdi onun selam vermesi bile.hiç oturup muhabbet edemedim belki ama hep hayalimdi hayalim olarak da kalacak…

    Tanrı yer yüzünde bir melek gördüğünde onu hemen yanına alıyor..bazı insanları tanımasanda yakından unutmak çok zor oluyor!

  17. Karen Can said,

    03/08/2010 01:31

    My sweet nephew, I have so many questions to ask you… I want to know what was it like to finally live “your dream” in that beautiful & mysterious city on the Bosphorus. I want to know what country you would most want to travel to next and why? Or which “new” bands or songs have touched or inspired you?

    I want to share with you, the things that I have witnessed about you over these past nine years:

    The loving kinship you shared with Ezgi as you made musical poetry whenever you played together.

    The longing that comes with those rich folk songs that you and Hatice would sing together before a family barbecue in Samandag…

    The loving embraces between you and Mevlut, and the simple looks of adoration & appreciation that were always evident between you.

    The way your eyes would light up as the smile spread across your face as you told a funny story about Yamoo.

    Your patience as Dillon & Taylan would pull out just about anything & everything from your room without asking for permission.

    I witnessed a beautiful young man live an honest life with a pure love for life and freedom of expression.

  18. paolo said,

    03/08/2010 02:11

    ilk gun…kalbimde, cigerimde daha da ote tum ruhumda yanan 40 mumluk, 40 meşalelik alevlerle uyandim, o gun huzursuzluk icinde aci cekmeye baslayan ruhum 40 gun gecirdi, hergun bir mumu, bir meşaleyi, bazen biraz gozyasi bazen etle, atesle sondurdu…bugun hep yanimdaydi yasercanim, yasom, paolom, bana yıne dıyordu “paolo come stai” ben anlardim ne demek istedigini, cok konustu benle, cok gezdik, cok guzel kadinlar gorduk, o sarisin senindi, esmeri benim, lan be gozum sen de hep boylesini seviyorsun dedi bana, sanki benden farkliydi, cok fazla icmisiz gece yine, cok zorlandik sabah ama olsun ya hep beraberdik…ne tesaduf bugun son muma vardim ben de, sonsuza kadar kalbimde yanacak, kimselerin sondurmesine izin de vermeyecegim, kendi de sonmeyecek zaten…dostum, cigerim, iki gozum, okyanuslari astin da geldin ya yanima, yine geleceksin, hic gitmeyeceksin biliyorum…senin sevginin guzelliginden bir parcayi tasimak guzel yuregimde, bundandir ki guzel dostum benim, sana elvada demiyorum!..hasretle sariliyorum sana ve gozlerinden opuyorum…

  19. sevil yaman said,

    07/08/2010 02:02

    bunca zamandan sonra ilk defa evde yalnızım,ilk defa dolabımı topladım,ilk defa öfff çok erkek kokuyorsun diye çıkarttığım t shirt ünün hala dolapta olduğunu farkettim,ama artık kadın kokuyor.

    ne öğretmeye çalıştın hala anlamış değilim ama nefes alamıyorum yaser, keşkelerimden.

  20. fevziye said,

    09/08/2010 23:25

    24 Haziran’da öğle vakitleri aldım haberini.. çok da uzun zamandır tanımıyordum O’nu, hatta tanıştığımız gün eve girip bizi görünce ”nooluyo lan!” demişti.. sonradan gülmüştük onunla da bu girişine.. çok zeki ve yürekli biri olduğunu düşünmüştüm en çok da neşeli insan diye kalmıştı aklımda.. ne güzel bir akşamdı.. Onur bağlama çalmıştı, Lisa keman, Aziz ve Emrah arasında gidip gelmişti bendir.. Yaser de kocaman gülümsemesiyle Onur’a gitarla eşlik etmişti.. o gün, o evden, o güzel muhabbetten ayrılmak çok zor gelmişti.
    sonra sabaha varan ev sohbetleri.. convers ve dar paça pantolon giyen türbanlı kızlara kızardı.. bir gün convers aldığını görünce takılmıştım ‘ne o sen de almışsın’ diye, yersiz eleştirdim diye aklıma takılmıştı sonradan..
    Yaser’den konuşuyorduk Onur’la telefonda.. gidişinin ne kadar ağır geldiğini.. ne kadar kolay ölebiliyormuş sevdiğimiz biri ve demek ne kadar zayıf olabiliyormuş hayatla bağımız.. çok neşeli biri gibi görünse de insan ne kadar derinden yaralanabiliyormuş..
    Yaser’in ölümünü kabullenmek çok zor. sanki bir haber gelecekti ve ortada bir yanlış anlaşılma olduğunu söyleyecekti, ‘yoğun bakımdaydı ama artık iyi’ diyeceklerdi.. bi tarafım hala inanamıyor gidişine.. Yaser’in haberini aldığım günün akşamı, işten dönünce hemen odama geçip ışığı kapattım ve yattım.. Onur’la konuştuğumuz sırada, içerden bir arkadaşım geldi, her şeyden habersiz, neden erken yattığımı sordu, hastayım dedim. iki dakika içeri gitmemi istedi.. telefonu kapattım ve zorla doğrulup içeri geçtim..
    ortada bir masa üzerinde bir pasta ve yanan mumlar vardı.. benim doğum günüm, Yaser’in öldüğü gün.. daha önceki hiçbir doğum günü kutlaması bu kadar anlamsız ve ağır gelmemişti.. utancımdan ağladım..
    ben onu bu kadar az tanırken bana bu kadar ağır geliyor.. ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar dilerim..
    gittiğin yerde rahat ve mutlu ol Yaser CAN…

  21. Sıla Toksöz said,

    10/08/2010 12:40

    Ne zor olmalı, arkanda bırakacaklarını düşünüp, gene de onları bırakıp gitmek zorunda kalmak… İlk duyduğumda inanamadım, Onur, Ezgi’nin abisi mi diyebildim sadece… İçim acıdı, daha çok şey yaşayacak bir gencin, bir çok bina tasarlayacak bir mimarın, hep müzik yapacak bir insanın artık aramızda olmadığını duyunca. Hatice Teyze, Mevlüt Amca, Ezgiciğim, gönlümüz hep sizlerle; istemediğiniz sürece rahatsız etmeyeceğim sizi, lakin herhangi bir şeye ihtiyacınız olursa (belki sarılacak birileri?) – lütfen çağırın, hemen gelirim.

    Sevgiler

  22. sercan said,

    16/08/2010 21:43

    emin ol dostum hiç geçmiyor burukluk, hele ki barakada oturduğun sürece öylece hiç kıpırdamadan, sadece rüzgar estiğinde hafif hafif salınarak.. Bazen ney feryad ediyor bu saçmalığa bazen şarkılar, güzeldin, seni göreni mutlu ederdin, ne gerek vardı diye sinirleniyorum fotoğrafını her gördüğümde sanki muhattabım varmış gibi, üzdün herkesi

  23. Nilüfer said,

    30/08/2010 01:20

    Bu güne değin bozkırda yaşadım çocuk.
    Düşünü kurdum deniz kıyısında bir evin,
    Bahçesindeki begonvillerin,
    Yedivereninden bir nar bir de limon ağacının
    Artık var,
    Var ama ne fayda öyle üzgünüm ki.

    Ölümlülere sorsan 200 m2 si tapulu, bana göre gözümün alabildiğince benim,
    Çok istedim göresin,
    olmadı.
    Yaşam telaşına kapılıp koşturup durduğumuz zamanlar sanki sen hiç gitmemişsin gibi yaşıyoruz, doğrusu bu
    Ama durunca..
    Durunca hep aklımdasın.
    Mümkünmü ege laciverdine bakıp seni düşünmemek.
    Ellerimizi, kollarımızı, dillerimizi, aklımızı, bağladın da gittin çocuk
    Yüreğimizi sorarsan atıyor atmasına, ama sık sık birisi avucuna almış da sıkıyormuş gibi oluyor, aldığım nefes az geliyor, soluksuz kalmışım sanıyorum seni, anneni, babanı düşünürken.
    küçük koyda denizden çıkmış kurulanırken limon kafalı 2,5 yaşlarındaki oğlan çocuğu başını kaldırıp masmavi gözleriyle bana bakıverince ; bu gün de aynısı oldu.

    Bizi terk edip gitmekle yanlış yaptın çocuk.
    Bir daha karşılaşırsak kulaklarını çekicem

    Nilüf.

  24. yaserblog said,

    30/08/2010 11:20

    adamım dostum bu yangını goruyorsun di mi? gel artık..

    evr

  25. paolo said,

    14/09/2010 03:50

    ah be gozum, bir konusabilseydik su aralar, sana anlatacaklarim vardi, hem de simdi, hem de geciktirmeden, hemen…

  26. özlem evrim said,

    18/09/2010 00:03

    bir anlaşma yapsak seninle.. günlerimi kurtardım.. gecelerimde peşimi bıraksan.. gelmesen bir süre rüyalarıma… hesaplaşmayı denedim, olmadı… yapacak birşey yok.. müsadeni istesem… yol alsan-yol alsam.. artık düğüm olmasan.. ha? artık empati kurmasam son anınla.. canının sıkıntısını boğazımda hissetmesem… yaşam öyle keyifli değil.. ben hiç çok keyifli olduğunu düşünmedim.. sen kaç defa tersini iddia ettin… değil.. ama yine de bıraksan da yaşasam.. ya da ne biliyorsan.. öyle yapsan…
    ya dokunsan.. sana varsam.. ya da yok olsan.. taşımasam…

  27. elif can said,

    25/10/2010 05:22

    bir turlu yanima gelmiyor sincaplar… neler yaptim bunun icin anlatamam!!!
    kucuklugumden beri evimde kedim olmasina ragmen sokaktaki kedilerin korkmadan bana yaklasabilmeleri icin ne yapmam gerektigini sen gostermistin ya bana bodrum da… biliyorum ki sincaplarin sirrini da sen biliyorsun yine…
    soylesen…

  28. süleyman emre can said,

    20/11/2010 20:47

    dün senden konuştuk babam ben annem… babam senden bahsederken rahmetli yaser dedi o an o kelimenin senle yan yana olduğunu duyunca çok sinirlendim,çok üzüldüm o kelime sana yakışmıyor. seni çok seviyoruz gözlerinden öpüyorum hoşçakal…

  29. ezgoş said,

    25/11/2010 01:57

    abim,
    özlem başladı tüm yokluğuyla, kocaman bi boşluk ta içimde, ellerimde, gözlerimde senin yokluğun her yerimde. Gülmeye çalışıyorum yine de abim, deniyorum pek beceremesem de.Biliyo musun geldim parise,işte deli deli geziyorum burda yokluğun hep yanımda, doldurmaya çalışıyorum o koca boşluğu envai çeşit renklerle. İnanmak istiyorum başka bi yerde senin de devam ettiğine, başka renklerle.keşke keşke bi haber gönderebilsen bana, işte o zaman benim olurdu dünyalar, gerçekten gülerdim o zaman şu koca hayata, kocaman gülerdim…
    yağmur yağıyor şimdi abim, çok ağlıyor burda gök, sana bana bize baka baka yağıp duruyor işte durmak bilmeden.
    belki de damlalardan birinde bi haber senden
    belki de
    kardeşin

  30. Aydın Can said,

    25/11/2010 02:13

    Geçen yıl bu zamanlarda ilk defa bişey yaptım; tüm baba tarafını tek tek aradım ve bayramını kutladım, hem inanılmaz bir şekilde mutlu oldum hem de tüm amcamlar, yengemler ve kuzenlerle konuşmuş oldum. aradan bir yıl geçti, sen yoksun ve 5 ay oldu sensiz hayatın akışının devamı.
    Olmadı; elim ne telefona gitmedi, ne de herhangi birine bişey diyesim geldi.
    Sadece senden sonra neler olduğunu dinledim. Kimse artık gülmüyor, bak kardeşin ne halde, annen baban ve anneanneni daha dün duydum.
    Yardım edemiyoruz sen bize yardım et kuzen!
    Sevgiyi ve mutluluğu paylaşmayı bilen biz maalesef acıyı paylaşmayı bilemiyoruz, sınıfta kalıyoruz!
    Hergün yatarken sana bakıyorum, hergün uyanırken senle uyanıyorum;
    yatağımın karşısındasın, o günden kalan iki resminle dolapta.

    Seni özlüyoruz diyecem ama kelimeler gerçekten kiyafetsiz kalıyormuş, ilk defa görmüş oldum.

    Son bi söz, ilk defa atatürkün ölüm yılı dışında bu yıl aklıma kazınan bir ölüm tarihi edindim, inşallah tüm sevdiklerin için bundan başkası olmaz!

  31. paolo said,

    25/11/2010 02:56

    dostum…ozledim cok gulusunu…

  32. emel said,

    11/12/2010 18:33

    öylesine buldum seni hiç bir derdim yokken ne seni tanırım ne ismini nede cismini ama çok üzüldüm.. bilmiyorum ama yüreğim sızladı.. dualarımın bir ortakçısıda seni yapacağım..

  33. esra said,

    11/12/2010 23:14

    Dostum,

    Daha çok yaşanacak günler, söylenecek şarkılar, gülünecek haberler, çizilecek projeler vardı. Artık kelimeler çok boş. Seni tanıdığım için ne kadar şanslıymışım. Keşke hep yanımızda olsaydın, sana bakınca insanın yüzünde oluşan gülümseme kalsaydı yüzlerimizde.
    Seni çok özlüyorum…

    Esra

  34. ceylan said,

    26/12/2010 01:56

    adını ilk kez geçen hafta duydum, başına gelenlerle beraber… çok üzüldüm. neden bilmiyorum. özlellikle de ölümlerin birer satırda geçtiği gazetelere alışmışken, o gazetelerden bize bakan birer vesikalık fotoğrafı diğer sayfaya geçer geçmez unutmaya alışmışken.. belki de nedenini biliyorum. ben de 2 ay evvel hayatta en çok sevdiğim insanı kaybettim. içim öyle yandı ki, öyle küçücük kaldım ki, öylesine eğildi ki başım…belki ondan, sana ve ailene içten birkaç sözcük yazmak isteyişim.
    siz gittiniz biz kaldık. kalanlara değil de bırakıp gidenlere üzülme sırası bu defa. bu terkediş başka çünkü. onlar bizim uktemiz oldu, onlarda ukte kalan ise yaşanmamış, ellerinden söke söke kanata kanata alınmış koca bir ömür..buna dayanmak çok zor. inanmak kabullenmek devam etmek çok zor. olmuyor.

    olmuyor.

  35. ! said,

    26/12/2010 22:27

    seni çok özlüyorum… herşey o kadar zor ki

  36. * said,

    17/01/2011 23:15

    özlemiyorum artık.. aklıma da gelmiyorsun her dakika her an.. boğazımdaki düğümü de çözdüm üstelik.. belki de yaşasaydın da hayatımda tutmayacaktım ki seni.. geçti.. ölüm ölenindir.. geçti.. gördün mü? ağlamıyorum da sana her gün bir neden gülümsemeni ya da gözlüklerinin üzerinden bakmanı hatırlayıp..her hüzün dönüp dolaşıp sana bağlanmıyor işte.. geçti gitti.. gördün mü? gördün mü

  37. anıl cengiz said,

    03/02/2011 23:34

    bende kendisini şahsen tanıma fırsatı olmadı,bir arkadaşımın,çok çok güzel bi insanın sayesinde tanıdım..gerçekten,neden çok merak ettim bu malum olay elinde böyle bi yetenek,önünde böylesine bir istikbal varken…keşke olmasasydı..nur içinde yat CANYASER..

  38. 04/02/2011 14:52

    benim kendisini tanıma şansım olmadı hiç.ta ki mükemmel biriyle tanışana kadar..o çok sevdiğim ama anlamak isteemediği insana çok teşekküe r edrim,keşke hayattayken Tanışmış olsaydık.ama insan gerçekten anlamıyor,elinde böyle bir yetenek ve önünde böylesine bir istikbal varken NEDEN?=(

  39. ceren can said,

    04/02/2011 21:03

    hep rüyalarımdasın. devam ettiriyorum hayatını geceleri. bundan herhalde bir ara sürekli uyudum sen gittikten sonra. hepsinde hepimiz çok mutluyuz çünkü ben uyanana kadar. bir keresinde çok ağladım uyanınca. salonda televizyon seyrederken uyuyakalmışsın, yemeğe oturacaz hepcek bende varım ezgim de var annen de baban da. tam göbeğine dokunup seni uyandıracakken amcam uyandırma çok yoruldu o dedi. bende gözlüklerinle uyuduğuna bakıp gülümsedim. yapmadığın şeyde değildi yani.
    çok vakit geçti gibi geliyor ama aslında yokluğun şimdi çok daha ağır geliyor üstüme. başlardaki o kalabalık acıdan sonra. uzun zamandır da gitmedim odana. orada her şey sen kokuyor. yazın, gözlüklerin, resimlerin, çizimlerin. az da olsa hissediyorum seni. bir de orda sen kötülüklerin çok uzağındasın.
    bütün güzel yerlerdesin benim için canım yaser, ölüm hariç. ne vakit güzel bir film izlesem, güzel bir müzik dinlesem, gülsem ilk sen geliyorsun aklıma. mesela parise gitsek ne güzel olurdu senle şu sıra sürpriz yapardık kardeşimize. yada iki farklı zamanlarda farklı denizlere bakarak hayalini kurduğumuz pansiyonu açardık bu yaz. sonra sen dünyayı dolaşırken ben sana para gönderirdim pansiyondan kazandıklarımla. işte böyle şeyler düşünüp durduğum, rüyalarım, hayallerim. çok fena özledim yaser bildiğin gibi değil.

  40. 04/02/2011 22:49

    como el agua de la lluvia
    no se sabe donde va
    pero yo la guardo
    en este dulce manantial…

  41. irem said,

    10/02/2011 06:08

    Pembe, yeşil güzelim açelya
    Yakışır o başka yarınlara
    Çiçeklenir, coşar ışık suyla
    Kırılgandır koyu karanlıkta
    Açelyalar hep hatırlatır seni bana

    Kısacık ömrün işte bir soluk gibi geldi geçti
    Açelyam gibi hoyrat bir iklimdeydi, yeşertmedi
    Bütün ömrüm gün görmeden öyle gelip geçti
    …..bir solukta

    Sabahleyin, alacakaranlık
    Uyan artık doğan güne karşı
    Okşayınca yüzünü usulca
    Gençlik resmin düşmüştü aklıma
    O sabah birden ölümü görmüştüm yüzünde

    Denizin dibinde karanlıklar gibisin
    Işığın içinde saklıdır, bilmezsin
    Hayat artık sensiz akıp gidiyor
    Senden habersiz, sessiz

    Pembe yeşil güzelim açelya
    Yakışır o başka yarınlara
    Çiçeklenir, coşar ışık suyla
    Kırılgandır, koyu karanlıkta
    Açelyalar hep hatırlatır seni bana

    Kısacık ömrün işte bir soluk gibi geldi geçti
    Açelyam gibi hoyrat bir iklimdeydi, yeşertmedi
    Bütün ömrüm gün görmeden öyle gelip geçti bir solukta

  42. # said,

    11/02/2011 11:01

    Rüyalarıma giriyorsun bazen, yanlış anlama şikayetçi olduğumdan değil, başımın üstünde yerin var. Bazen yabancısı olduğumuz bir yerde bana bir bira ısmarlıyorsun, bazen yüzünü hiç göstermiyorsun, ellerin kolların , bir de sesin oluyor sadece. Bazen barakada gevezelik ediyoruz, kimi zamanda hep beraber biz de oturuyoruz laf lafı açıyor sabaha kadar öylece oturuyoruz, sonra tabii uyanıyorum, üzülüyorum ama buna da bir itirazım yok. Ama bunları duyamıyorsun, bunları sana anlatamıyorum ya, bu çok ağır. Ama sakın darılma böyle dedim diye, beklerim en az hafta da bir gel, geceleri zaten rüya görmekten başka bir işim de yok, dediğim gibi gözüm, başımın üstünde yerin var.

  43. paolo said,

    14/02/2011 04:01

    Damlara bakan pencerenden
    Liman görünüyor mu?
    geri kalanini sen zaten biliyorsun
    orhan abiye selam soyle

    ozledim seni paolo…

  44. paolo said,

    01/03/2011 05:34

    Oysa ben bu gece yüregim elimde
    Sana bir sirrimi söyleyecektim…

    bu gece be su raki sisesini bitiremedim sensiz…

  45. * said,

    01/03/2011 17:35

    kim yazmıştı ardından.. gerçekten de ‘unutmak diye bir şey yok’muş.. hiç geçmez mi acın.. çok özledim…

  46. yas said,

    17/03/2011 02:09

    özlem anilari, anilar özlemi cagiriyor.
    sonra anilar susuyor. özlem icerde öyle kaliyor, devasini da pesine katarak.
    hep özlenmeni istiyorum, hep hep hep!
    an(i)lar da devasi olsun, özleyenin.

  47. * said,

    31/03/2011 00:03

    Son durum şudur Yasercan… Buralara bahar geliyor, haberin var mı? bahar gelirken bir de ne mi geliyor, ha-zi-ran… Ne çok severdim ben haziranı, oysa şimdi kullanımdan kalksın istiyorum. Öyle bir sızı ki, şimdi ben bir erteleme yolu tutturdum, acıyı öteliyorum. Yığdım hepsini hazirana, sessiz bekliyorum. İçimde bir kıpırdanma olacak ama karnımdaki sızı bahar…Sonra gelecek olan Hazirana rağmen bahar, ‘kıpırdayacak mısın’ diyor. Bu bahar nasıl geçer bilmiyorum. Bir doğum bir ölüm, ikisini de hazirana sığdırdın Yasercan… Öyle hüzünlü, öyle yoğun…
    Bir konuşma geliyor aklıma sürekli, ben belki Kuzey Irak’a gidecektim iş için de sen de orada çocukluğunu bırakmıştın ya hani, dedin bana: ‘nasıl kaldırır yüreğin öyle bir acıyı görmeyi, ben bir daha gidemem. gidersem de bir daha yapamam-yaşayamam’ dedin. yaşamak-yaşamamak gibi cümlelerin ağzından döküldüğü nadir anlardandı belki. Ama Yasercandın, insanların acılarıyla öyle bir empati, öyle bir paylaşım. Çok incelikliydin, çok kırılgan….Ne desem Yasercan, Haziran’ı silebilsek hem bugünden hem de geçmişten bu defa da doğamazdın…
    Ne diyeyim ben sana ‘can’ ölümü de doğumu da yıktın üstümüze…

  48. tos said,

    22/04/2011 21:27

    çok özledim seni…

  49. ezgoş said,

    24/04/2011 02:16

    zaman geçermiş derler herşeyin üstüne rakı gibi seni beni dostları alır götürür meyhaneye, abim bana zaman işlemez oldu, geçmez oldu ya zaman, sadece mevsimleri ayırediyorum artık, mesela simdi bahar.her çiçekte sen her martıda her dalgada yağmurda hep sen hep sen. baharın çiçeği parisin kahvesi batsın seni istiyom ben seniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

  50. cerencan said,

    03/06/2011 00:31

    sonsuz güzellik olmaz ama sen hiç gitmeyecek gibiydin… seni arayıp az sonra öperim gözlerinden, ellerinden, gülen yanaklarından diyecektim. bugün senin doğum günün, bugün ben seni annenin maviş gözlerinde, babanın kıvır saçlarında, kardeşinin güzel yüzünde bulucam. onları öpücem sen yerine, bir de sıkı sarılcam ki senin kokunu da duyucam. doğduğundaki güzelliğini de dinlicem. şimdi ağladığıma bakma sen, ağlamicam, söz sana ağlamicam…

  51. elif özdemir said,

    03/06/2011 09:58

    Karar vermek hiç uzun sürmedi. Yalnızca sohbeti uzatmak istemiştim. Uzadıkça içimi ısıtan, yüreğimi kırpıştıran sohbeti.
    ‘Sana hangi adını söylememizi istersin?’ diye sormuştum. ‘ Fark etmez ikisini de söylüyorlar ‘ demişti.
    ‘ Ben Yaser i kullanacağım. Hiç kullanmadığım bir isim ‘ demiştim.
    Bir arkadaş ‘ Çok çabuk karar verdiniz Elif Hanım’ dedi. ‘ O zor rastlanan kalender bir çocuk ’ dedim.
    ‘ Kalender ne demek? ’ diye sordu. ‘ Tanıyınca anlarsın’ dedim.
    Üç beş gün sonra ‘ Ne demek olduğunu anladım ‘ diyerek mutlu bir yüzle yanıma geldi.

    Ofisimizin kalender çocuğu – güzel insanı – oğlumuz – kardeşimiz – arkadaşımız – meslektaşımız,
    zihni ve yüreği her şeye – herkese açık SEN!
    ONURLU KELEBEĞİM YASER
    DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN !

    alıp başını giderse bir yanı
    dolmazsa hayal çerçevem
    derin bir boşluk kaplar bir yanımı
    ama yalnız derin bir boşluk
    yalnız bir yanımı
    sakınmak için değil varlığımı
    kozasından bir kez çıkar diye kelebek
    öbür yanım boşluğu saklamalı
    ki derin bir boşluğa saklanmalı

    3 haziran 2011
    Elif Özdemir

  52. simge said,

    03/06/2011 11:13

    canım arkadaşım lise yıllarımız olsaydı şimdi inerdik sitenin bahçesine küçük bir top kek üstünde tek bir mum bir de evdeki gizli tekilaları çıkartırdın sen kutlardık doğum gününü.. hayatımın en güzel zamanlarında yanımda olduğun için çok mutluyum ve bu gün olmadığın için çok üzgün.

    çok seviyorum seni..

  53. Sinocan said,

    03/06/2011 17:43

    Yasercan gözleri mercan mercan.İyi ki doğdun, iyi ki hayatıma girdin. Doğum günün kutlu olsun can dostum. Geçen sene telefonla ulaşamamıştım, maille kutlanmaz aslında doğum günü ama ne yapalım öyle kutlamıştım ben de. Bu da güzel oldu be Sinocan demiştin. Yine yazıyla kutlamaya mecbur bıraktın beni Yasercan. Sen annene babana iletir miydin teşekkürlerimi bilmem ama bu sefer direkt teşekkür edeyim Hatice Teyze ile Mevlüt Amca’ya, senin gibi bir dostu dünyaya getirdikleri için. Haftalardır içmiyorum ama akşam önce senin şerefine sonra da bütün güzel insanların şerefine 2 kadeh içicem. Tekrar iyi ki doğdun iki gözüm Yasercan.

  54. paolo said,

    03/06/2011 18:27

    gozum, ne yapalim bugun?.. olur mu dersin soyle bir plana? 2-3 bira ile baslasin bira sevenler, oteden uzaktan canlar 2 kadeh sarap, az da olsa icinde kalmis raki da var daha ne olsun, hadi sira sende… bir de sari develi sigaradan alalim…eyvallah be canim cigerim iyi ki varsin…

  55. * said,

    28/06/2011 23:49

    sitem bitti desem yalan da epey azaldı, sadece yaşayamadıklarına hüznüm…bir de çok özledim, bir daha görüşmek olsa, sarılsam öpsem… çok seviyorum desem, hissetsem seni bencilce.. sevgimi iliklerinde duydugunu hissetsem.. ama gitmek istiyorsan gitsen yine; sadece bir daha kadeh kaldırmak , göz göze bakmak, dokunmak ve susmak umudu olsa.. cansın ya sen, bir daha göremeyecek oluşuma tahamulsuzlugum… bir daha olsa, her güne acı ile serpiştirilmiş anı olmasan, azcık gerçek olsan, gülsen ama geniş dudaklarında yayılan hüzünlü gülüşün değil… gözlerinin içindeki gülüşün olsa, çıksan gelsen ya bir gün.. sonra istiyorsan yine gitsen.. ama yine istersen gelme ihtimalin olsa… çok boyumuzu aştı gidişin… sitem yok daha da.. arada çıksan-gelsen ya çocuk…hiç geçmez mi acın?

  56. ozlem evrim said,

    15/10/2011 17:22

    çok özledim

  57. paolo said,

    01/11/2011 05:32

    gozum, sait buradaydi uzuncana seni konustugumuz geceler oldu, serefine sait fatihalar okudu, ben ickiler ictim, ozlemin hala icimizde…

  58. mayis said,

    18/11/2011 14:31

    Tanımazdık birbirimizi… yıllar boyu aynı fakültede karşılaştık durduk, zaman zaman gülümsedik birbirimize nedensiz selamlaştık.. Ben seni ziyaret etmek istiyorum, belki konuşmadıklarımızı konuşuruz… kim bilir nerde dinlenmedesin??

  59. ece said,

    25/11/2011 20:37

    hiç tanımadığı birisi için ne kadar üzülürse insan, o kadar üzülüyorum işte. bu hayatın ne kadar çirkin, ne kadar kötü, aslında beş para etmez olduğunu gördüğün için çekip gitmek istemişsin sanırım. belki de gittiğin yer gerçekten daha güzeldir. hatta oradan bize daha mavi bakıyorsundur kimbilir. Huzurla uyu.

  60. ozlem evrim said,

    10/12/2011 20:54

    çok zor yaserim, iki gözüm… memleket toprağına öyle bir öfke, sana öyle bir özlem her defasında yola çıkış… ayaklarım geri geri gidiyor her yolculuk arifesi… hiç dinmez mi sızın

  61. paolo said,

    12/01/2012 04:00

    Iyi yillar be gozum, seni nasil ozledim…

  62. aza said,

    07/03/2012 05:03

    Keske Onur Yaser`le bir sekilde tanisabilmis olsaydim (sadece ne kadar yakisikli ve karizmatik gozuktugu icin degil!). Ote yandan onun varligi bana oyle yakin geliyor ki, sanki onunla tanismis gibi hissediyorum.Tum fotograflara, videolara, onun hakkinda yazilanlara hayranlikla baktim. Bazen bu hayata cok ozel insanlar gelir, ve bir mesaj birakarak erkenden ayrilmalari gerekir. Onur Yaser de o insanlardan biriydi belli ki. Bir gun bir cocugum olursa umarim ona Onur Yaser’in sevgili ailesinin verdigi sevgiyi, sicakligi, ve hayat sevincini verebilecek bilincte ve gucte olurum. Ve umarim o da Onur Yaser gibi isik sacan bir adam olur. Onur`u tanima sansina erisenler cok sansli, cunku bir genc, bir adam nasil olmaliya dair onlerinde muhtesem bir ornek var. Turkiye`de o kadar cok yanlis, icimi hincla dolduran oyle cok sey var ki… Ama hayatta yeni Onur Yaserlerle tanisma ihtimali devam ettikce pes etmemeli, dayanacak gucu kendinde bulmali insan.

  63. süleyman emre can said,

    02/04/2012 00:01

    rüyamda seni gördüm iki bira içiyoduk… çok özlemişim çok.

  64. belgin said,

    18/05/2012 15:37

    Günlerdir Onur u , icine düsürüldügü durumu ve durumda ki yalnizligini düsündüm, Onur caresiz birakildi, onunkisi deprasyon degil, bu caresizligin cikis noktasiydi, iyi yetismis, iyi yürekli, basarili ve zeki bir insan, kötülüge hayatinda yer vermemis ve kötülükle karsilasinca kötüyle kötü olamamis, caresiz birakilmistir. Kimbilir kac Onur lar daha bu caresizlikte yasamini hergün cehennemi yasayarak sürdürmek zorunda birakilmaktadir. Ailesine sabir ve güc diliyorum. Adi gibi Onur lu bir evlat yetistirdikleri icin gurur duymalilar. Bir ülke var ki cocugu cocuk olamaz, genci genc olamaz, yaslisi yasli olamaz. Ne olacak bu ülkenin hali, yaziklar olsun , icim yandi gencime……….Sahip cikacagimiz halde genclerimize, onlari ölüme sürüklüyorlar, bu ne zihniyettir, bu ne basibosluktur, bu ne keyfiyettir……Bunlara ne zaman dur denilecek, nereye gidiyoruz böyle……..Denilecek o kadar cok sey var ki , hepimizin bir yeri yarali, biseyleri eksik hayata devam etmek zorunda birakiliyoruz bu ülkede, denilecek seylerin coklugunda tikaniyoruz artik…

  65. betül said,

    23/05/2012 14:08

    o kadar yabancıyım ki..muhteşem kardeşinin sıradan bir arkadaşı..”O” ‘nun arkadaşının kuzeni…dünya bu kadar mı küçük dercesine..aldığım gün haberini…kuzenim ağlıyordu cenazenden dönüyordu…ezgiyle ortak arkadaşımız cenazedeyken aramıştı beni….hiç tanımadığım bir insan için içim daha da acıyamazdı…ve şimdi çalıştığım şirkette gözyaşlarım görünmesin diye uğraş veriyorum….dilimden binlerce şey dökülmesine rağmen parmaklarım yazmıyor….haddime düşmeyerek..daha mükemmel bir evlat yetiştiremezmişsiniz…allahtan sabır diliyorum sizlere…yalnız değilsiniz..bunu bilin istiyorum…huzur içinde uyusun evladınız…hep seninle olsun abin Ezgicim….

  66. elif can said,

    01/06/2012 08:22

    canim benim… seni yine ruyamda gordum dun… oncekilere hayli benziyordu aslinda… gidecektin ve ben gitmeden seni gormeye geliyordum… her seferinde gidecegin yer degisiyor sanirim ruyalarimda… ama hep gidecek oluyorsun… belki de en azindan son bir kez seni gorebilmis olabilmeyi istedigimden dolayi goruyorum bu ruyalari… simdi dusundum bunu da aslinda!
    dogumgunun var ya bir de birkac gune kadar… o yuzden hep aklimdasin bugunlerde… ankara da olsam en azindan yanina gelirdim… dayanamiyorum orada olmaya ama gelirdim yine de…
    sergin de basliyor o gun… gercekten guzel olurdu orada olabilmek, uzun uzun senden bahsedebilmek… eski ve guzel gunleri yad etmek… bol bol “iyi ki dogmus, iyi ki onun tanimisim” diyebilmek…
    huzur icinde uyu olur mu… seni cok ama cok seviyorum

  67. evrim said,

    28/10/2012 18:52

    sızın hic gecmiyor ki…

  68. paolo said,

    07/11/2012 14:06

    Kedunyalar açtı gözüm istanbul’da…tadı hala damağımdaydı demledigimiz çayın, topladım bugun bir ağaçtan aksama koyacağım demliğe sana bir salam edip…

  69. Paolo said,

    16/12/2012 22:23

    Gozum, en sonunda kış kendini gösterdi, bir bere vardi giydik beraber üşümüş kulaklar getirdi aklima…bir yil daha bitiyor…

  70. ozlemevrim said,

    07/03/2013 22:50

    sevgiler seker… yakinsin bugun… derinsin bugun… bir bildigin olmali… sikintisin… sinirsin…ensemdesin… gozlerin dustu aklima.. gulusun.. imgesin bugun… sorgusun hayata… yakinsin bugun… doruksun mine. amansin…daha cok ama. ne gerek var sorgususun bugun tum bu tiyatroya… dalga gecmektesin gozum… guldurmemektesin ama… sinirsin iste… noktasiz..sonsun.. ulasilacak yerdesin.. yoksun.. ozlenensin… asksin.. kirilgansin.. incildigi yerde acan ciceksin insanin icinde… golgen gitmez de aklimdan… oldugu gibi dustu icime bu gece… soru ayni, hic gecmez mi sizin?

  71. neşe said,

    03/06/2013 03:55

    doğum günün kutlu olsun yaser can, seni çok özledik.

  72. aliş said,

    03/06/2013 04:02

    dogum günün bugun yaser can, canımız. seni özledik derken bile içimiz eziliyor, azalmıyor hiç.

  73. paolo said,

    03/06/2013 18:54

    Gozum, iyi ki dogdun, keske bugunlerde burada bizimle olsan, neredeyse devrim oluyor :)…ozlemin icimde…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: